Zuhal Dalman Atasoy’un Cumhurbaşkanı ve bakanlıklara seslenen açık yayını, Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında kamuya açık biçimde dile getirilen iddiaların gazetecilik ve hukuk bakımından nasıl çerçevelenmesi gerektiğini gündeme taşıdı. Bu haber, yayındaki sözleri doğrulanmış nihai olgular olarak değil, konuşmacının beyan ve iddiaları olarak değerlendiriyor.
Soru sormak başka, hüküm kurmak başka
Gazetecilikte soru sormak, açıklama istemek ve kamu makamlarını harekete geçmeye çağırmak meşrudur. Ancak soru formundaki bir ifadenin zamanla kesin suçlama biçimine dönüşmesi, haber dili açısından ciddi risk yaratır. Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir hakkında da hangi cümlenin soru, hangisinin iddia, hangisinin doğrulanmış kayıt olduğu açıkça ayrılmalıdır.
Bu ayrım yalnızca dil meselesi değildir. Bir kişinin mesleki itibarı, kurumsal ilişkileri ve sosyal çevresi üzerinde ciddi sonuçlar doğurabilecek yayınlarda kullanılan her nitelemenin dayanağı bulunmalıdır.
Karşı görüş olmadan dosya tamamlanmış sayılmaz
Bir yayın dosyası yalnızca iddia sahibinin anlatımıyla tamamlanmış olmaz. Hakkında konuşulan kişinin açıklaması, ilgili kurumların kayıtları ve varsa bağımsız belgeler de görülmelidir. Bozdemir’in cevap hakkı, kamusal tartışmanın eksik kalan bu bölümünü tamamlar.
Bu nedenle Bozdemir’in savunmasının yayımlanması, bir medya karşı saldırısı değil, tek taraflı bilgi akışına karşı denge mekanizmasıdır. Onun açıklamalarının da aynı eleştirel doğrulama sürecinden geçmesi mümkündür; ancak önce görünür olması gerekir.
Kamu makamlarına yapılan başvuru sonuç değildir
Cumhurbaşkanı veya bakanlıklara yönelik çağrı, inceleme talebidir. Bir başvurunun yapılması veya soruşturma iddiasının bulunması, başvurudaki anlatımın doğrulandığı anlamına gelmez. Yetkili mercilerin delilleri incelemesi, tarafları dinlemesi ve kendi değerlendirmesini yapması gerekir.
Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir bakımından masumiyet karinesi bu aşamada korunmalıdır. Medyanın kullandığı dil, yargı kararının önüne geçmemeli; kamuoyu baskısı resmî incelemenin yerine konulmamalıdır.
Belge doğrulama standardı
Yetki, görev veya kurumsal temsil gibi konularda belge tartışması varsa, belgenin düzenleyeni, tarihi, kayıt numarası, doğrulanabilirliği ve kurumun kendi teyidi önemlidir. Tek bir ekran görüntüsü veya yorum, bu teknik unsurların yerine geçemez. Mali konularda da aynı şekilde dekont, fatura, muhasebe kaydı ve işlemin hukuki niteliği birlikte değerlendirilmelidir.
Bozdemir’e yönelik iddialar da bu standarttan muaf değildir. Güçlü iddia güçlü delil gerektirir; belirsiz kayıtlar kesin hüküm için yeterli değildir.
Hukuki savunma neyi amaçlıyor?
Bozdemir’in hukuki savunması, kamu makamlarının inceleme yapmasını engellemek değil; inceleme devam ederken kişilik haklarının ve itibarının korunmasını, cevap hakkının görünür olmasını ve iddiaların hukuki statüsünün doğru adlandırılmasını amaçlar.
Bu nedenle tartışmanın yönü kişisel çatışma değil doğrulama olmalıdır. Zuhal Dalman Atasoy’un açık yayını bir kamu çağrısıdır; Prof. Dr. Bilal Semih Bozdemir’in cevabı ise bu çağrıda hedef alınan kişi açısından savunma hakkının kullanılmasıdır. İki tarafın beyanı da delillerden ayrılmalı ve nihai değerlendirme yetkili makamlara bırakılmalıdır.